Megaözefagus, özefagusun (yemek borusunun) hipomotilitesiyle seyreden hastalıkların komplikasyonu olarak ortaya çıkar. Bu hastalıklar kongenital (doğumsal) olduğu gibi idiyopatik (nedeni bilinmeyen) veya sekonder (primer başka hastalıklara bağlı olarak) şekillenebilir. Köpeklerle kıyaslandığı zaman kedilerde oldukca nadir şekilenen bir patoloji olması dolayısıyla Çapulcu’yu sizlerle paylaşmak istedik. Çapulcu ile edindiğimiz deneyimi aynı hastalıktan mağdur diğer hastaların aileleri ile paylaşarak bizim ve onların bu konudaki bilgi birikimlerini artırmak ve yararlı olmak hedefiyle hazırladık bu bilgilendirme notunu.

Megaözefagus’ta en belirgin semptom regürgitasyondur. Regürgitasyon, yemek yemenin ardından yediği gıdayı bütün olarak geri çıkarma olarak tanımlanır. Regürgitasyon bulgusunun tespiti ve kusma ile ayrılması önemlidir. Megaosafagus kaynaklı olduğu regurgitasyon yaşadığı tespit edilemeyen hastalar bir dönem sonra beslenememenin getirdiği kilo kaybıyla yüzleşirlerken aynı zamanda aspirasyon (Kendi kustuklarının ve yemeğe çalıştığı gıdanın solunum yollarına kaçması) sonucunda kronik solunum yolu enfeksiyonları ve rhinitis yaşamaya başlar. Hastalarda bu kadar kusmaya ve kilo kaybına rağmen iştah normal hatta bazen artmış olarak gözlenir. Megaösefagusun şekilenmesine neden olan Myesthenia Gravis gibi primer bir hastalık durumunda klinik duruma bu hastalığa bağlı semptomlar da eklenebilir (oküler paraliz, kas güçsüzlükleri vb.). Hastalığın tanısında görüntüleme tekniklerinden faydalanılır.

Kontrast röntgenlerin alınması tanı için çok önemlidir ancak aspirasyon pneumonisi gelişmeye meyilli olan bu hastalarda oral kontrast madde uygulanması esnasında maksimum dikkat sarf edilmelidir. 

Myesthenia Gravis gibi primer hastalık durumunda hastalığın tespiti ve tedavisi önemliyken, edinsel (özafagit, kronik kusma, reflux ya da bazı ilaçların yemek borusunda oluşturduğu irritasyon) ya da konjenital durumlarda hasta için yapılacaklar sadece olan durumu yaşanabilir hale getirmekten ibarettir. Megaözefagus hastaları doğru koşullar sağlandığında uzun bir ömür sürebilmekle birlikte bu koşullar sağlanmadığında gelişen komplikasyonlar nedeni ile kötü prognozlarla karşılaşmaktadırlar. Regurgitasyon kontrolü amacı ile veteriner hekimlerin fazla sayıda tedavi opsiyonları yoktur. Bazı kaynaklar prokinetik ilaçlardan avantaj elde edilebileceğini söylese de bizim gözlemleme şansını elde ettiğimiz megaözefagus hastalarında bu tip ilaçların yararından çok zararını tecrübe ettik. Literatür taramalarında bu görüşümüzü destekleyen yayınlara sıkça rastlamaktayız. Akut hastalık tablosunda kulanılmaları düşünülse de uzun dönem kulanılmaları çok mantıklı değildir.

Bu hastaları yönetirken yaşam standartlarını düzeltmek ve beslenmeyi düzenlemek ilaçlardan daha önemlidir; sık ve düşük volümlerde beslemek, beslenirken, sıvı-jel gıdaları tercih etmek, beslenme için uygun pozisyonlarda tutmak, bazen de beslenmenin üzerine bir süre kucakta ya da askıda uygun pozisyonda tutmak çok önemlidir. Hastalığın kontrolünde bir diğer püf nokta da nebulizator kulanımıdır.

Çapulcu’ nun megaözefagus olmasının nedeni, çok küçük yaşta yakalandığı bir kan parazitinin tedavisinde kulanılan doxycyclin isimli ilacın özefagus üzerinde oluşturduğu kostik etki ve irritasyondu.

Eğer Çapulcu gibi megaözefagus hastası bir evcil hayvanınız varsa lütfen hikayesini bizimle paylaşın. Paylaşın ki, Çapulcu’nun hikayesine ekleyelim. Böylece aynı hastalıktan etkilenmiş diğer hayvanların sahipleri daha hızlı bilgi birikimine ulaşacaklardır. Yurt dışında megaözefagus hastası evcil hayvan sahipleri kurdukları forumlarda birbirleriyle bilgi paylaşımında bulunmaktalar. Benzeri bir yardımlaşmanın ülkemizde de oluşmasını diliyor, Çapulcu’ ya yaşamak için gösterdiği büyük azimle yol gösterici olarak aynı hastalığa sahip diğer arkadaşlarını hayata bağlı kıldığı için huzurlarınızda teşekkür ediyoruz.

Paylaşmak güzeldir...