Damla HAKTANIR1, Evrim EGEDEN2*, E. Handan ZEREN3, Aydın GÜREL1

1İstanbul Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Avcılar Kampüsü, İstanbul

2*Ada Veteriner Polikliniği. Sülün Sokak, No: 14 1. Levent 34330 Beşiktaş, İstanbul
Tlf: +90.212.3246732. E-posta: info@adapoliclinic.com

3Acıbadem Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Ataşehir, İstanbul

Giriş ve Amaç

Kutanöz lenfoma kedilerde nadir görülen bir neoplazidir. Nonepiteliotropik kutanöz lenfoma en sık görülen formudur ve genellikle T hücre kökenlidir. Bu çalışmada bir kedide yaygın deri lezyonları şeklinde görülen nonepiteliotropik kutanöz lenfomanın klinik, histopatolojik ve immunohistokimyasal özelliklerinin ve uygulanan tedavi protokolünün sunulması amaçlandı.

Gereç ve Yöntem

Son 1 yıldır devam eden hiperemik, kaşıntılı, nonnekrotize, nonkeratinize, özellikle ön ve arka ekstremiteler ile abdomende yerleşmiş yaygın alopezik deri lezyonları şikayeti ile Ada Veteriner Polikliniği’ne götürülen 9 yaşındaki dişi tekir kediye enflamasyonun şiddetini azaltmak amacıyla kortikosteroid tedavisi uygulandı. Peros prednizolon uygulaması ile düşük; subkutan metilprednizolon asetat uygulaması ile daha iyi yanıt alındı. Sitolojik inceleme için lezyonlu bölgelerden sürme preparat hazırlanıp May-Grünwald Giemsa ile boyandı. Histopatolojik inceleme için lezyonlu bölgeden punch biyopsi örneği alındı. Doku örneği, %10’luk tamponlu formol çözeltisinde tespit edildikten sonra rutin doku takip işlemlerinden geçirilerek parafin bloklara gömüldü ve 3-4 µm kalınlığında kesitler alınıp Hematoksilen-Eozin boyası ile boyanarak ışık mikroskobu ile incelendi. Histopatolojik tanının immunohistokimyasal olarak araştırılması amacıyla doku kesitleri Pan-T hücre belirteçleri CD3 ve CD5; Pan-B hücre belirteci CD20 ve Ki-67 primer antikoru kullanılarak Ventana-Benchmark XT yöntemi ile boyandı.

Hiperemik, kaşıntılı, non-nekrotize, non-keratinize, alopezik alanlar

Bulgular

Sitopatoloji
Lezyonlu bölgeden hazırlanan sürme preparatlarda az sayıda polimorfnükleer yangısal hücreler ile birlikte çok sayıda, küçük, dar sitoplazmalı, ovoid hiperkromatik çekirdekli, bazıları çentikli atipik hücre grupları izlendi.

A ve B. Lezyonlardan hazırlanan sürme preparatlarda pleomorfik, atipik lenfoid hücreler. May-Grünwald Giemsa Boyası.

Histopatoloji
Derin dermal alan ve subkutan yağ dokusuna infiltre olmuş folliküler yapılanma gösteren neoplastik dokunun hiperkromatik çekirdekli küçük, matür atipik lenfoid hücre infiltrasyonlarından meydana geldiği gözlendi. Epidermal invazyon izlenmedi.

Sırasıyla:

C. Dermiste folliküler yapılanma gösteren neoplastik doku. H&E

D. Epidermisde (ok) neoplastik invazyon izlenmemekte. H&E

E. Derin dermal dokuda kollajen (ok) demetlerini infiltre eden hiperkromatik neoplastik hücreler. H&E

İmmunohistokimya
Hücre popülasyonun yaklaşık % 90’ı CD3 antikoru ile pozitif reaksiyon verdi. CD5 ve CD20 antikorları ile boyanma saptanmadı. Neoplastik dokunun Ki-67 proliferasyon indeksi % 5-10 olarak belirlendi.

F. Hücre popülasyonunun % 90’ında CD3 antikoru ile pozitif reaksiyon. Ventana-Benchmark XT yöntemi.

G. Ki-67 proliferasyon indeksi % 5-10. Ventana-Benchmark XT yöntemi.

Tartışma ve Sonuç

Klinik, histopatolojik ve immunohistokimyasal özellikleri birlikte değerlendirilerek olguya T hücreli nonepiteliotropik kutanöz lenfoma tanısı kondu. Viseral organ tutulumu tespit edilmedi. Ayrıca sitopatolojik bulguların tanı ile uyumlu olduğu gözlendi. Sitopatolojinin lenfomalarda oldukça iyi bir diagnostik araç olduğu literatürde de bildirilmiştir.
Literatürde, lomustin monoterapisi, kutanöz T lenfomalar için her ne kadar ilk protokol olarak önerilse de köpeklerde hastalığın prognozu kötü; kedilerde ise değişkendir. Bu nedenle kedi hastaların tedavisinde daha az yan etkili protokollere şans verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bu hastanın tedavisinde prednizolon (DELTACORTİL tb, po, 1,5 mg/kg q24h) + klorambusilin (LEUKERAN tb, po, 2 mg, q72h) kedi gastrointestinal lenfoma protokolü uygulandı ve tedavinin 20. gününde deri lezyonlarının regrese olduğu izlendi. Hastada herhangi bir yan etki görülmedi.
Nadir görülmesine rağmen nonepiteliotropik kutanöz lenfoma olgularının kedilerdeki kronik progresif deri lezyonlarının ayırıcı klinik tanısında endokrinopatiler, ektoparaziter enfestasyonlar ve otoimmun dermatozlar ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği kanısındayız.

Tedavinin 20. günü (prednizolon + klorambusilin uygulaması)

 

Paylaşmak güzeldir...