Eyvah Tavşanım Çıldırmış Olmalı – Encephalitozoonosis

Evcil tavşanlarda sinir sisteminde klinik belirtilerin görülmesi yaygındır. Fakat söz konusu belirtilerin nedenlerinin bilinen klinik teşhis yöntemleriyle tam olarak açıklanması zordur. En sık görülen nörolojik görünümler arasında kafanın bir yana dönmüş olarak tutulması, idrar kaçırma, arka ayaklarda güçsüzlük, felçler, göz küre anormallikleri, üveit keratit nistagmus, denge bozuklukları, nöbetler, koma hali ve ölüm sayılabilir. Birçok yetiştirici ve egzotik hayvan veterineri ani şekillenen böyle nörolojik klinik görünümlerden Encephalitozoon cuniculi adlı bir protozonun sorumlu olduğunu düşünürler. E. cuniculi evcil tavşanlarda Encephalitozoonosis adlı hastalığa neden olmaktadır. Bilim adamlarının söz konusu belirtilerden E. cuniculi’nin sorumlu olduğunu düşündükleri halde bundan emin olamamalarının nedeni, evcil tavşanların neredeyse yüzde 30 gibi bir kısmının bu protozonu taşımaları ve yaymaları söz konusuyken herhangi bir klinik belirti göstermemeleridir. Bu taşıyıcı grubun içerisinden çok küçük bir kısımda klinik görünüm ortaya çıkmaktadır. Bu tavşanlarda hastalığın ortaya çıkma nedeninin ise bağışıklık sistemlerinde gözlenen genetik bir zayıflık olduğu görüşü kabul görmektedir.

Encephalitozoonosis ile ilgili iki ilginç nokta vardır. İlk olarak, hastalık evcil tavşanlarda bu kadar yaygın görülmesine rağmen vahşi doğada özgür yaşayan tavşanlarda yok denecek kadar az görülmektedir. Bunun nedeni kapalı ve kötü koşularda yaşayan tavşanlarda bağışıklık sistem zayıflıklarının fazla görülmesi olabileceği gibi doğal seleksiyon nedeniyle doğada hasta olanların hızlı ölmesi de olabilir. Hastalık aynı zamanda zoonoz kabul edilmektedir. HIV gibi bağışıklık sistemin zayıfladığı durumlarda insanı enfekte edebileceği ispatlanmıştır. Yine de bu ihtimal oldukça düşüktür. Hastalık fareler, kediler, köpekler, tilkiler, maymunlar, koyunlar ve keçilerde de tespit edilmiştir.

Bu organizma tavşanları enfekte ettiği zaman beden içerisinde beyaz kan hücrelerine (akyuvarlara) yerleşir. Beden savunmasında görev alan bu hücreler organizmanın farklı organlara yayılmasında aracı rolü üstlenirler. E. cuniculi beden içerisinde genellikle böbrekler, beyin ve omurilik içerisinde yayılma eğiliminde olsa da bazı durumlarda karaciğer ve akciğerleri de enfekte etmektedir. Akciğer ve böbreklere yayılan organizmalar burada üreyerek sayılarını artırmakta, daha sonra idrar ve akciğer sekresyonlarıyla yayılmakta ve enfeksiyon oluşturmaktadırlar. E. cuniculiler zorunlu hücre içi parazitlerdir. Buradan anlaşılan hücre dışı bir ortamda sayılarını artıramayacaklarıdır. Ancak, beden dışında çoğalma faaliyetlerini sürdüremezlerse de çok uzun süre hayatta kalabilirler.

Geçmişte E. cuniculi enfeksiyonları sadece necropsi (otopsi) yoluyla tespit edilebiliyordu. Günümüzde ise tavşanın bağışıklık sisteminde organizmaya karşı gelişmiş olan cevabın yani antikorların seviyesini ölçerek teşhis mümkündür. Kafa kurcalayıcı olan, testlerin klinik olarak ortaya çıkan nörolojik görünümün organizma kaynaklı olup olmadığını söyleyememesidir. Yani testler pozitif olsa bile klinik hastalığın altında başka birçok neden yatabilmektedir. Yine de, hastalığın tavşanlarda görülen ani gelişen nörolojik görünümlerinin de göz önünde bulundurulması çok önemlidir çünkü erken tedavide ilaçlarla iyileşme şansı oldukça yüksektir. Ülkemizde değilse de yurt dışında evcil tavşanlarda hastalığın taranması rutin bir klinik uygulamadır.

Hastalığın bulaşma yolarından en önemlisi anneden bebeğe hamilelik sırasında intrauterin geçiştir. Bu taramalar düzenli yapıldığı takdirde pozitif hayvanların üretilmemesi, kısırlaştırılmaları, yine kendileri gibi pozitif hayvanların bulunduğu evlere sahiplendirilmeleri ile hastalığın yayılımı kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Avrupa, Afrika, Amerika ve Avusturalya da oldukça yaygın tespit edilen hastalığın Türkiye’deki yaygınlığı ile ilgili bir çalışma olmasa da yaygın olduğunu düşünmek mantıklıdır.

Evrim EGEDEN
Ada Veteriner Polikliniği

Paylaşmak güzeldir...